Mersin’in hızla büyüyor olmasına paralel, yıllardır tartışılan ulaşım sorunu bir kez daha masaya yatırıldı. Geçmişte yapılmayan ya da yanlış yapılan planlar nedeniyle, “Monoray mı, hafif raylı sistem mi yoksa tramvay mı uygun olur” tartışmalarıyla yine zaman kaybediyoruz.

Mersin’in ulaşım ve toplu taşıma sorunu, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz tarafından yeniden tartışmaya açıldı. Bir önceki başkan Macit Özcan döneminde de gündemde olan ve “DPT’na takılıyoruz” denilerek bir türlü hayata geçirilemeyen hafif raylı sistem de dahil, monoray ve tramvay da Kocamaz’ın tartışmaya açtığı projeler arasında yer alıyor. Mersin’e hangi sistemin uygun olacağı konusunda karar verilememesinin nedeni ise geçmişte yapılmayan ya da yanlış yapılan planlamalar olarak gösteriliyor. Gazetemize açıklama yapan Mersin Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Ana Bilim Dalı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Tolga Ünlü, Mersin’in kentsel anlamda bir büyüme gösterdiğini ama gelişmediğini söyledi. Sosyal ve ekonomik anlamda bir büyümeden söz edilemeyeceğine vurgu yapan Ünlü, kentin niteliksel olarak değil niceliksel olarak büyüdüğünü, düzensizliklerin hat safhada olduğunu ve plana uygun olmayan yapılaşmalar olduğunu anlattı. Mersin’in geçmişten bugüne üç aşamalı sıçrama gerçekleştirdiğini belirten Doç. Dr. Ünlü, bu sıçramalar sonrasındaki büyümenin planları getirdiğini, yani planın büyümeyi takip ettiğini, büyümeyi yönlendirmediğini dile getirdi. Ünlü, ulaşım planlarının özel taşıtlara göre yapıldığını, özel taşıta dayalı kentsel büyümeyi özendirici yaklaşımın ulaşım altyapısını da yetersiz hale getirdiğini sözlerine ekledi.

MERSİN’DE NÜFUS ARTIYOR, BİR BÜYÜME VAR. NORMAL BİR BÜYÜME Mİ OLUYOR PEKİ?

T.Ü. : Mersin kentsel anlamda büyüyor. Ama bir gelişme söz konusu değil. Niceliksel olarak büyüyor ama niteliksel olarak büyümüyor. Sosyal ve ekonomik anlamda bir büyüme yok. Düzensizlik var. Plana uygun olmayan yapılaşmalar var. Mersin’in planlama tarihinde haddinden fazla plan var ama o planlar işe yaramış mı, o tartışılır. Şehir büyümüş, bir plan ihtiyacı olmuş ve üretilmiş. Bir aşama sonra şehir tekrar büyümüş, yine plana ihtiyaç olmuş yeniden bir plan yapmışlar. Plan büyümeyi takip ederek gelmiş. Yani büyümeyi yönlendirmemiş.

ÇEŞİTLİ ÖLÇEKLERDE PLANLAR YAPILMIŞ ASLINDA. BUNLAR YANLIŞ MI YAPILMIŞ?

T.Ü. : Mersin üç büyük planlama gerektirecek aşamadan geçti. Baktığımızda ilki Çamlıbel’de, ikincisi Pozcu’da, üçüncüsü de Kuzey Mersin’de ortaya çıktı. Kentin bu gelişme, büyüme dönemlerine baktığımızda bunları görüyoruz. Bunların her biri de aslında kendi içinde ulaşım olanaklarını beraberinde getiriyor. Çamlıbel yoğun bir ulaşım planlaması gerektirmiyordu. Ama ikinci büyüme aşamasında Pozcu’da plansız üretilen yaşam biçimi olmasına karşın, kendiliğinden bir ulaşım biçimi üredi. İlk toplu taşıma güzergahı Pozcu’da oldu. Pozcu, 1950-60 döneminde bu hareketliliği yaşadı. O yıllarla bu yıllara baktığımızda 50 yıllık bir zaman dilimi var. Özellikle 70’lerden sonra özel araç sahipliği çok arttı. Üçüncü sıçrama aşamasına geldiğimizde Kuzey Mersin’i görüyoruz ve oradaki yapılaşmanın, planlamanın özel araç sahipliğine uygun olduğu ortada. Belirli saatlerdeki trafikte bunu rahatlıkla görebiliyoruz.

PLANLAR ZORUNLULUK ÜZERİNE Mİ YAPILDI?

T.Ü. : 1938 yılında Jansen Planı var. O plan bir geleceğe yönelik bir yaşam biçimi ortaya koyuyor aslında. Ondan sonra yapılan imar planları bir yaşam planı oluşturmaktan çok; araziyi bölme planları şeklinde olmuş. Araziyi bölmeye geldiğiniz zaman piyasa bu işi plandan daha iyi yapıyor. Arazi sahipleri, mülk sahipleri kenti büyüttüler sonrasında planlar geldi. Mesela Kuzey Mersin planındaki örnekte böyle bir şeydir. Kuzey Mersin bir proje olarak sunuldu ama orada kendi içine kapalı site yapılaşmaları oldu. Bu konut siteleri planla mı öngörüldü? Hayır. Orada öngörülen Pozcu benzeri bir dokuydu. Oranın daha sağlıklı ve düzenli haliydi. Piyasa bunu kabul etmedi. Çünkü Çamlıbel gibi pozcu gibi çeşitli parsel dokularından kaynaklanan bir ihtiyaç hasıl oldu. Piyasa da bunun üzerine bu kapalı konut sitelerini üretti. Sonradan plan değişiklikleri yapıldı Kuzey Mersin’de ama yeterli olmadı. Kent kuzeye doğru büyüdü ama bir gelişmeden söz etmek mümkün değil.

 

TOPLU TAŞIMA SORUNU NEDEN HALLEDİLEMİYOR?

T.Ü. : Bu özel taşıta dayalı kentsel büyümeyi özendirici yaklaşım ulaşım altyapısını da yetersiz hale getirdi. 1960’lardan bu yana bu kentin taşıyıcısı GMK Bulvarı, oradan kuzeye doğru giden ulaşım kanalları açıldı ama GMK ana damar konumunda. Yerleşim ile sosyal yaşam ve iş hayatının döndüğü merkezlerin trafik yoğunluğu haliyle yine GMK’dan gerçekleşiyor. İkinci ve üçüncü çevreyolu biraz rahatlatır ama mecburi güzergah GMK olduğu için yine yoğunluk yaşanıyor. Demek ki, yeni yollar yapmak ulaşımı rahatlatmak adına işe yaramıyor. Bunun çaresi nedir? Etkin bir toplu taşıma sistemi olması gerekiyor. Bazı Avrupa ülkeleri ve Amerika’daki sistemlere baktığınızda; oradaki ulaşım planlamaları büyümeyle paralel yürüyor. Amerika’da özel araç sahipliliği çok daha fazla belki ama toplu taşımayı da iyi planlamışlar. Türkiye’de bu böyle yapılmadı. Büyümeyle birlikte o planlamaları piyasa kendisi üretmek durumunda kaldı ve eksik ve yanlışlıklarla yapıldı. Mersin şu günlerde dolmuşlara bağımlı durumunda. Bunu çözmenin bir yolu da yaşam alanlarıyla çalışma alanlarını birbirinden bu kadar ayırmamak. Şimdi bakıyoruz Kuzey Mersin, Mezitli gibi alanlarda çalışma alanı yok, yerleşim alanları, kapalı siteler var. Dolayısıyla trafik yoğunluğu yaşanıyor. Bu olmuyorsa da ulaşım planlamaların büyümeyle birlikte yapılması şarttır.

MERSİN BÜYÜYOR AMA DEĞİL Mİ?

T.Ü. : Biz büyümeyi sadece konut yapma anlamında düşünüyoruz. Konut yaparken, çevresini düşünmüyoruz. Konut yapmak kentin ekonomisine katkı sunar belki ama uzun vadede baktığınızda, bu kentin yaşamına olumsuz etkileri oluyor. Bu durum moda haline geliyor. Çamlıbel’de de böyleydi, Pozcu’da da şimdi de Kuzey Mersin’de böyle. Belki bir süre sonra otobanın üst kısımlarında daha az yoğunluklu bir sıçrama daha olacak. GMK Bulvarı’nda kaldırım genişletildi ama o yolun karakteri nedir belli değil. Yani bir gezinti bulvarı mıdır? Kaldırım genişletildi ama o kaldırımlarda gezinti alanıyla ticaret aynı anda işliyor.

“Eski yönetim projeyi hayata geçirmek istemedi”

T.Ü. : GMK Bulvarı düzenlenirken, belediyenin elinde bir tramvay projesi vardı. Şimdi de benzer projeler üzerinde duruluyor. Taşıma şekli monoray ya da tramvay olsun yine GMK kullanılmak zorunda. Geçmiş dönemdeki belediye o kaldırımları yapmadan önce tramvay projesi olduğunu kamuoyuna duyurmuştu. GMK’nın sonraki tasarımında o proje yokmuş gibi hareket edildi. Demek ki toplu taşıma projesini hayata geçirmek istemediler. Yani dostlar alışverişte görsün yaklaşımı sergilediler.

SON OLARAK NE SÖYLERSİNİZ?

T.Ü. : Bizim temel sorunlarımızdan biri budur: Biz yolu tasarlamıyor, yapıyoruz. Yol taşıt için yapılıyor. Kent planlaması yapılırken sadece konut anlamında yapılmış, ulaşım ve yaşam alanı oluşturma geri planda kalmış. Sonrasında koşullar ortaya çıkarmış ulaşım ve yaşam planlarını. Dolayısıyla şimdilerde balık baştan kokmuş diye düşünüyoruz. İşin içinden nasıl çıkarız; monoray mı olsun, tramvay mı? Yoksa hafif raylı sistem mi? Diye tartışıyoruz. Oysa en başında büyümeyle paralel bu planlamalar yapılsaydı şimdi bu sorunlar konuşulmaz, tartışılmazdı.

Alıntı: cukurovagazetesi.com (Raşit Doğan röportajı)